Dar sokaklardan geçerek bir Diyarbakır konağının önüne varıyoruz. Sokağa atılmış bir kaç sandalyeden oluşan sokak kahvehanesinde gençler ayakta aralarında sohbet ediyorlar. Kulağıma Cahit Sıtkı Tarancı adı çalınıyor. Doğrusu bunca yıldır içinde Cahit Sıtkı adı geçen bir sohbete tanık olmamıştım. Dikkatimi çekiyor. Konağın bahçesinde bizi usta Cahit Sıtkı şiirleriyle karşılıyor... Evet! Diyarbakır'dayız... Unutulan, bilinmeyen Diyarbakır'da... Şehrin unutulan binlerce yıllık gizemlerini, ninelerimizin eski sandıklarından, sur diplerinden, dehlizlerden, Diyarbakır küçelerinden bulup çıkarıp sizinle paylaşacağız... Haydi! Atlayın uçan halıya... Uçalım 1001 gece masallarının sayfalarına...
Anadolu'nun en eski camisidir. 639 yılında Diyarbakır'a egemen olan müslüman Araplar tarafından şehrin merkezindeki en büyük mabedin (Martoma Kilisesi) camiye çevrilmesiyle oluşturulmuştur.
Diyarbekir küçelerinde, Cahit Sıtkı Tarancı konağı sokağında bir ağaç gölgesine atılıveren tabureler, gelsin komşu çaycıdan çaylar, koyu bir sohbet ve işte Diyarbakır'da her küçede, her köşede karşınıza çıkabilecek bir sokak kahvehanesi. Müzik: Çarşıda bal var, Diyarbakır türküsü, Bedri Ayseli ve anasından oğlu Ehsan'a gelen mektup... Dinle: