Ana içeriğe atla

Kayıtlar

SAFRANBOLU EVLERi

Safranbolu'yu ülkemizde ve dünyada ön plana çıkaran en önemli unsur geleneksel Türk mimarisi tarzındaki Safranbolu evleridir. Bu evler bir yandan kentsel konumlarıyla diğer yandan mimarileriyle dikkate değerdirler. Başka bir anlatımla Safranbolu Evleri yüzlerce yıllık bir süreçte oluşan Türk kent kültürünün günümüzde yaşamaya devam eden en önemli yapı taşlarıdır. Evler “Şehir” diye bilinen kışlık Çarşı ve Kıranköy mahalleleri, ve “Bağlar” diye bilinen yazlık kesimde gruplanmış durumdadır. .

Marmaris'ten Bir Yelken Öyküsü

30 Mayıs Cumartesi, Akşam Marmaris Marinadayız. Teknede buluşuyoruz. Çevremiz teknelerle dolu. Teknelerden birisinin ismi dikkatimi çekiyor, Tombiş. Direkler ve sayısız iplerin arasından güneşin batışını izliyor, akşam yemeğimizi teknede yiyor, tanışıyor, sohbet ediyoruz. Geceyi teknede geçiriyor, pazar sabahı erkenden demir alıyoruz. Kaptan sesleniyor: "Vira Dayı!!!" Hepimiz güvertedeyiz. Halatların çözülmesini, demir alışımızı, limandan ayrılışı izliyoruz. Bizimle birlikte pek çok tekne ve Tombiş de demir alıyor. Teknemizin ismi Lyra. İki direkli. Yönümüz Ağlimanı ve Batıkhamam. Birazdan mürettebat hızla ve alışkın hareketlerle beş yelkeni de açıyorlar. Kaptan sesleniyor: "Bas!!!" ve yelken basıyoruz denizci deyimiyle..

HAYAL SANILAN GERCEK: TROY

Yolu Çanakkale' ye düşen gezginleri, Hisarlık Tepesi'ne yaklaşırken dev bir tahta at karşılıyor. Tarihin en ünlü kentlerinden biri olan Truva Savaşı'nın sonunda kullanılan tahta at gibi, bu atın yapımında Kaz Dağı'nın (İda) çamlarından yararlanılmıştır. Tahta at, 1974 yılında orijinal tahta atın pişmiş toprak eserlerin üzerindeki eski tasvirlerinden ve eski kaynaklardan yola çıkılarak yapılmıştır. İşte Troya Savaşı'nın ve görkemli kentin öyküsü...

Büyükada'ya Trenle

Tren yolculuklarını çok severim.. Hayat doludur trenler.. Her şey vardır.. Hani önemli olan varmak değil yolculuk etmektir derler ya.. (BMW öyle der..) Pazar günü İstanbul'da, Büyükada'daydım. Harika bir tren yolculuğundan sonra sabah kahvaltımı restoran vagonda Hereke sularının ilk ışıklarını ve körfeze demir atmış uyuyan gemileri izleyerek yaptım. İstanbulda Kadıköy'de iskele kıyısındaki bir çay bahçesinde arkadaşlarımla buluştum. Sabah yakaladığımız ilk ada vapuruyla Kadıköy iskelesinden yola çıktık. Havada bir parça simit kapmak için vapurla yarışan martılarla birlikte adaları teker teker ziyaret ederek öğleden önce Büyükada'ya vardık. Bu arada boğazdaki yunus sürüsünü belirtmeden geçemeyeceğim.. İşte size biraz ada, biraz İstanbul getirmek istedim... Bazen bir martının, ya da bir leyleğin gözlerinden... Haydi binin atlı karıncaya, birlikte uçalım...

Kaçkar Dağlarından Sevgiyle...

" Selam, sevgi ve dostlukla " Mehmet DEMIRCI - Türkü Tur Çamlıhemşin

Belki de Medeniyet Buradan Doğdu

Her gelip geçişimde Konya-Çumra karayolu üzerinde mevki belirten sarı bir levha hep dikkatimi çekmiştir. Renginden dolayı tarihi bir kıymete sahip olduğu anlaşılan "Çatalhöyük" levhası geçenlerde yaptığım bir araştırma ile benim için daha manidar bir hale dönüştü. 1926 yılı gibi henüz kısa bir zaman öncesine dayanan mazisiyle Çumra'nın, insanlık tarihine eş bir maziye sahip, Çatalhöyük gibi bir mevkiyi topraklarında barındırıyor olması gerçekten bu genç ilçemizi dünya çapında bir üne kavuşturuyor.

HiTiTLER ONCESiNDE ANADOLU

AVCILIK VE TOPLAYICILIKTAN İLK ÜRETİME GEÇİŞ İlk insan topluluklarının yaşam düzenleri, avlanma ve yenilebilir bitkilerin derlenmesine dayanıyordu. Bunların barındıkları yerler de, mağaralar ve doğal etkilerden az da olsa korunmuş olan kaya sığınaklarıdır. Bu bakımdan, insanlar daha bereketli avlanma alanları buldukları zaman, oralara kolayca göç edebiliyor ve yer değiştirebiliyorlardı. Belirli bir mekân veya konutla yaşam alanları sınırlandırılmış değildi.