Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali

Her yıl Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü organizasyonuyla Haziran Temmuz aylarında, olağanüstü akustiğe sahip 2000 yıllık Antik Aspendos Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali, dünyaca tanınmış pek çok topluluğun sahne almak istediği bir festival haline gelmiştir.

Kelebekler Vadisi

Despina vadideki kamping işletmecilerinin halen kullandığı tek göz şömineli evin hanımıydı. Kumsaldaki kayanın üstüne oturup kanyon duvarı arasından denize batan güneşi izlerken belki de denize açılıp bir daha dönmeyen denizci sevgilisini beklerdi. Günlerden bir gün Despina ortadan kayboldu, köylüler onu bir daha hiç göremediler.

KAPADOKYA, Güzel Atlar Ülkesi

Kuzeyde Kızılırmak, doğuda Yeşilhisar, güneyde Hasan ve Melendiz Dağları, batıda Aksaray ve kuzeybatıda Kırşehir ile sınırlanan Kapadokya bölgesi Kalkolitik Dönemden beri devamlı yerleşim alanı olmuştur. Hititler, Asur, Kaloniler, Frig, Tabal, Med, Pars, İskender Sultası, Selevkus, Bizans, Selçuk, Karamanlı ve Osmanlı dönemlerinde iskan görmüş olan bu yörenin en önemli özelliği; Erciyes Dağı ve Hasan Dağı tüflerinin, rüzgar ve su aşınması sonucunda oluşan olağanüstü kaya şekilleri ve kışın ılık, yazın serin olan ve bu nedenle her mevsim için uygun iç iklim koşulları taşıyan kayaya oyma mekanlardır. Göreme, özellikle 7-13. yüzyıllar arasında baskılardan kaçan Hıristiyanların yerleşmesiyle Hıristiyanlığın önemli bir merkezi haline gelmiştir. Volkanik tüflerden oluşan peri bacaları ile birlikte yüzyılların birikiminin buluştuğu bu doğal ve kültürel miras, Dünya Miras Listesinde bulunmaktadır.

SAFRANBOLU EVLERi

Safranbolu'yu ülkemizde ve dünyada ön plana çıkaran en önemli unsur geleneksel Türk mimarisi tarzındaki Safranbolu evleridir. Bu evler bir yandan kentsel konumlarıyla diğer yandan mimarileriyle dikkate değerdirler. Başka bir anlatımla Safranbolu Evleri yüzlerce yıllık bir süreçte oluşan Türk kent kültürünün günümüzde yaşamaya devam eden en önemli yapı taşlarıdır. Evler “Şehir” diye bilinen kışlık Çarşı ve Kıranköy mahalleleri, ve “Bağlar” diye bilinen yazlık kesimde gruplanmış durumdadır. .

Marmaris'ten Bir Yelken Öyküsü

30 Mayıs Cumartesi, Akşam Marmaris Marinadayız. Teknede buluşuyoruz. Çevremiz teknelerle dolu. Teknelerden birisinin ismi dikkatimi çekiyor, Tombiş. Direkler ve sayısız iplerin arasından güneşin batışını izliyor, akşam yemeğimizi teknede yiyor, tanışıyor, sohbet ediyoruz. Geceyi teknede geçiriyor, pazar sabahı erkenden demir alıyoruz. Kaptan sesleniyor: "Vira Dayı!!!" Hepimiz güvertedeyiz. Halatların çözülmesini, demir alışımızı, limandan ayrılışı izliyoruz. Bizimle birlikte pek çok tekne ve Tombiş de demir alıyor. Teknemizin ismi Lyra. İki direkli. Yönümüz Ağlimanı ve Batıkhamam. Birazdan mürettebat hızla ve alışkın hareketlerle beş yelkeni de açıyorlar. Kaptan sesleniyor: "Bas!!!" ve yelken basıyoruz denizci deyimiyle..

HAYAL SANILAN GERCEK: TROY

Yolu Çanakkale' ye düşen gezginleri, Hisarlık Tepesi'ne yaklaşırken dev bir tahta at karşılıyor. Tarihin en ünlü kentlerinden biri olan Truva Savaşı'nın sonunda kullanılan tahta at gibi, bu atın yapımında Kaz Dağı'nın (İda) çamlarından yararlanılmıştır. Tahta at, 1974 yılında orijinal tahta atın pişmiş toprak eserlerin üzerindeki eski tasvirlerinden ve eski kaynaklardan yola çıkılarak yapılmıştır. İşte Troya Savaşı'nın ve görkemli kentin öyküsü...

Büyükada'ya Trenle

Tren yolculuklarını çok severim.. Hayat doludur trenler.. Her şey vardır.. Hani önemli olan varmak değil yolculuk etmektir derler ya.. (BMW öyle der..) Pazar günü İstanbul'da, Büyükada'daydım. Harika bir tren yolculuğundan sonra sabah kahvaltımı restoran vagonda Hereke sularının ilk ışıklarını ve körfeze demir atmış uyuyan gemileri izleyerek yaptım. İstanbulda Kadıköy'de iskele kıyısındaki bir çay bahçesinde arkadaşlarımla buluştum. Sabah yakaladığımız ilk ada vapuruyla Kadıköy iskelesinden yola çıktık. Havada bir parça simit kapmak için vapurla yarışan martılarla birlikte adaları teker teker ziyaret ederek öğleden önce Büyükada'ya vardık. Bu arada boğazdaki yunus sürüsünü belirtmeden geçemeyeceğim.. İşte size biraz ada, biraz İstanbul getirmek istedim... Bazen bir martının, ya da bir leyleğin gözlerinden... Haydi binin atlı karıncaya, birlikte uçalım...