Ana içeriğe atla

Kayıtlar

mersin etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kurtlar Vadisi Filistin Tarsus Sokaklarında

Bugünlerde Mersin Tarsus ilçesine giderseniz sizi bir sürpriz bekliyor. Tarihi şehrin sokaklarında duvarlarda Arapça yazılar, sloganlar var. Kendinizi bir anda Kudüs'te, ya da Filistin'de sanabilirsiniz. Ama bu durum sizi hiç şaşırtmasın... Çünkü Tarsus şehir merkezi bir film seti haline geldi. Kurtlar Vadisi Filistin TV dizisi burada çekiliyor. Her an Polat Alemdar, Memati ya da Abdülhey'le karşılaşabilirsiniz. İşte sizin için Tarsus'un eski sokaklarından görüntüler...

Illuyanka'dan Şahmeran'a

Çocukluğumdan beri Şahmeran efsaneleriyle büyüdüm. Yılanlar Şahıymış... Kraliçesiymiş... Çok güzel bir kadınmış... Tarsus'daymış... Mardin'deymiş... Rivayet muhtelif! Ama hepsinde aşk var, ihtiras var, ihanet, entrika ve kan var, ölüm var... Hatta Tarsus'da hamamı bile var...

Dünyanın Merkezine Yolculuk

Yer altının mitolojik yaratıkları, stalaktitler... Hades'in dünyasına hoş geldiniz... Photo: A Journey to the Center of the Earth , originally uploaded by voyageAnatolia.blogspot.com .

Kuru Dallardan Sanat Eserine

Uğur Şenel Tarsus'lu eski bir beyaz eşya bayii. Asya krizi, Rusya krizi, 2001 krizi, küresel ekonomik kriz derken Tarsus'taki işini bırakmış, Çamlıyayla'da, Namrun Kalesinin altındaki yayla evine yerleşmiş. Şalvarını giymiş, para ile olan ilişkisini minimuma indirmiş. Kendisine tam bir ev ekonomisi ve doğa ile içiçe bir sanat dünyası yaratmış. Bu gün Torosların sarp tepelerinin, Bolkarların yamacındaki yayla evinin bahçesine konuk oluyoruz.

Son Gazi: Nusret Mayın Gemisi

Savaş sırasında dünya denizlerinde görev yapmakta olan beşbini aşkın savaş gemisinden hiçbiri Nusret kadar harbin gidişine ve düşmanın geleceğine etkili olacak bir başarı gösterememiştir. Nusret gemisi döktüğü mayınlarla sadece savaşın değil, dünyanın geleceğini de değiştirdi. Winston Churchill Amaç Türkiye'nin işgaliydi:

Toroslarda Bir Yeraltı Mağarası

PHOTO: A Journey to the Center of the Earth by voyageAnatolia.blogspot.com Karanlık mağaranın içinde yeraltına doğru ilerlemeye devam ediyoruz. Dışarıdaki Ağustos sıcağına rağmen hava oldukça serin ve nemli. Gözlerimiz karanlığa alıştıkça etrafı daha iyi görüyoruz. Yeraltında devasa bir mağaranın içindeyiz. Duvarlardan süzülen sular içindeki kireci bırakarak esrarengiz görünümlü sarkıtlar oluşturmuş. Bu sular yeraltından mitolojik bir nehirle Narlıkuyu'ya, Zeus'un üç güzel kızının mozayik tablosunu gördüğümüz antik Roma hamamına gidiyormuş. İçeride öyle tatlı bir serinlik var ki bu yeraltı dünyasından hiç çıkmak istemiyoruz...

Toroslarda bir yeraltı kilisesi

Fotoğraf: Mersin, Silifke Erdemli arasında Cennet Obruğunda yeraltı mağarası ve Roma dönemine ait antik kilise.

Toroslarda Gizemli Bir Obruk

Cennetin dibine giden yol... Cennetin de dibi mi olurmuş? Cehennemin dibi olur... Ama sıcak bir yaz gününde mağaranın dibine yaklaştığınızda buraya neden cennet mağarası dendiğini daha iyi anlıyorsunuz ve dışarı çıkmak istemiyorsunuz...

Üç Güzeller Mozaiği

Üç Güzeller Mozayığı, Poimenios Roma Hamamı, Narlıkuyu, Mersin. Zeus'un üç güzel kızı (Gratiae, üç erdem ya da üç rahmet, üç peri ya da üç yarı-tanrıça), en küçük kızı Aglaea (Güzellik), ortanca kızı Euphrosyne (Sevinç), ve büyük kızı Thalia (Cesaret ve Sabır). More in English

Namrun Kalesi

Çarşıdaki gezimizden sonra Namrun Kalesine yöneliyoruz. Çamlıyayla çarşısının hemen üzerinde masa gibi bir kayalığın en ucunda, kırlangıç yuvası gibi bir kale Namrun Kalesi... Eski çağlarda birbirini gören kaleler ve Toroslarda bir çok tepede bulunan kulelerden ateş ya da haberci kuşlar yardımıyla uzak mesafeler arasında haberleşme sağlanırmış.

Demirciler demir döver, bakırcılar bakır...

Demirciler Demir Döver Tuncolur Mis gibi kokan yayla ekmeği sobanın üzerinde kızarıyor. Kahvaltıdan sonra Çamlıyayla çarşısına gidiyoruz. Çamlıyayla çarşısı, demircileri, bakırcıları, sobacıları, aktarları, kasapları, bakkalları ile pazar yeri gibi. Demirciler demir döver, bakırcılar bakır... Kulaklarımda ağır çekicin demiri örsde döverken çıkardığı sesler... Hemen arkada Bolkar Dağları... Burada pansiyonlar, oteller de var... Hele kasaptan et kestirip, fırın ağzı yaptırıp, bir de fırının hemen üstündeki sıcacık odada yerseniz tadına doyum olmaz... Ama sonra dışarı çıkınca üşümeyin... Buradan yolumuz Namrun Kalesi...

Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri

" Kalktı göç eyledi avşar elleri , Ağır ağır giden eller bizimdir. Arap atlar yakın eyler ırağı, Yüce dağdan aşan yollar bizimdir. " Bolkarlara, Aydos Dağına bakıp da Dadaloğlu'nu, Neşet Ertaş'ın babası, Muharrem Ertaş'ı anmamak mümkün mü... Dadaloğlu 19. yüzyılda, yani 1800'lü yıllarda Toros dağlarında dolaşan göçebe Türkmen aşiretlerinin Avşar boyundan, bir elinde kılıcı, bir elinde sazı, Torosların Adana, Kozan çevrelerinde yaşamış bir aşık, bir şair... Şiirlerini, türkülerini, şu anda baktığımız bu dağlara bakarak söylemiş... Çığlık gibi şiirleri, türkü türkü, ağızdan ağıza dolaşarak o zamanların blogları, interneti gibi yayılmış... Şimdi Muharrem Ertaş'tan dinlerken, Dadaloğlu'nun bu dağlarda yankılanan sesini duyar ve hayalini görür gibi oluyoruz...

Toroslarda Sabah

Sabahın seherinde... Uzaklardan gelen ezan sesiyle uyanıyorum. Gün doğu tarafında belli belirsiz bir mavilikle ışımaya başlıyor. Pencereden gördüklerimle yetinmeyip, sabahın soğuğunda üzerimi sıkıca giyinip, tripod'umu, fotoğraf makinamı alıp hemen yakında daha geniş görüşlü bir yere çıkıyorum. Günün ilk ışıkları ortalığı aydınlatırken, deniz tarafından gelen süslü bulutlar renk ve ışık oyunları yapıyorlar.

Yayla Evinde Akşam Oluyor...

Akşam şirin mi şirin bir yayla evinde kalıyorum. Toroslarda yavaş yavaş gün batıyor. Güneş Bolkar Dağlarının batısından, Çamlıyayla merkezinin üzerinden kayboluyor. Gökyüzü koyu mavi ve kızıl renklere boyandı. Gelirken en sevdiğim beş yıldızlı müziklerimi ipod'uma yüklemiştim sözde... Ama ne bir müzik, ne bir ses... Yalnızca yaylanın sessizliğinin melodisi... Uzaklardan bir köpek havlıyor... Sobadan çıtırtılar geliyor. Yanan odunun tatlı kokusunu duyuyorum uykuya dalarken... Sobalarında kuru da meşe yanıyor... Seha Okuş , Emel Taşçıoğlu , TRT Kayıtları.

Toros Yaylalarında

Yaylalarda Gezerim ... Tarsus şehir merkezinden Çamlıyayla dolmuşlarına biniyorum. Bolkar Dağlarının eteklerine doğru yol alıyoruz. Uzaklarda başı karlı Aydos ve Medetsiz dağları tüm güzelliğiyle uzanıyor. Toroslarda baharla karışık bir kış yaşanıyor bu sene. Kar yağmış ama Akdeniz'in güneyli rüzgarları ve güneş hemen eritmiş. Akşam bir yayla evinde birlikte konuk olacağız, sabah gün doğarken sobada çıtır çıtır yanan odunların sesiyle, sıcak yayla ekmeğinin kokusuyla uyanacağız, kahvaltımızı yaparken gündoğumunu izleyeceğiz...

Antik Tarsus Kent Merkezi II

Saat kulesinin hemen yanındaki Ulu Cami restorasyonda. Tarihi Kırk Kaşık Bedesteni'nin restorasyonu yeni tamamlanmış. Hemen yan tarafındaki eski çarşılar bedestene dahilmiş. Yakın zamanlara kadar büyük bir Kapalıçarşı halindeymiş... Ama günümüzde yalnızca bir kemer kalmış... Kırkkaşık bedesteni, Ulu Cami ve Saat kulesinin bulunduğu kompleksin arka tarafındaki sokakta ise Bilali Habeşi camii ve Bilal-i Habeşi'nin türbesi var. Yolcu yolunda gerek... Artık yol zamanı. Şimdi yolum Tarsus'un hemen kuzeyinde Toroslarda, Aydos Dağı ve Medetsiz'in yamaçlarında eski Tarsusluların Namrun dedikleri Çamlıyayla yolu... Bolkar dağlarında gün doğumunu birlikte izleyeceğiz... Namrun kalesini keşfedeceğiz...

Antik Tarsus Kent Merkezi

Şirin Tarsus evlerinin arasından, renkli sokaklardan, tarihi bedesten, cami ve kiliselerin olduğu Makam meydanına ulaşıyorum. Burada Altından Geçme adı verilen Roma şehir kapısı ve surlarının hemen yanında cami olarak bugün de ibadete açık eski bir kilise var. Hemen çaprazında ise Danyal Aleyhisselam'ın türbesi... Hz. Daniel yani...

Tarsus Düğünü: Davul Zurna Ekibi

Vursun davullar, çalsın zurnalar! Ara sokaklarda canlı renkleriyle şirin Tarsus evlerinin fotoğraflarını çekerken aniden çifte davullar gümbürdemeye, tiz bir zurna sesi, ağır ama neşeli bir havaya eşlik etmeye başlıyor. Davul zurna sesinin melodilerini izleyerek ara sokaklardan, tarihi evlerin yıkıntılarının arasında küçük bir alana ulaşıyorum. Düğün sahibi karşılamak için kalkıyor. Anadolu'da adettir. Gelen geçen düğüne katılır. Konuklar yeni yeni geliyorlar. Çeyiz almaya gidiyorlarmış. Ben de tebrik edip hayırlı olsun diyorum. Davullar vuruyor, zurna neşeli bir hava çalıyor... Ama yolcu yolunda gerek. Tarihi saat kulesi, bedesten, cami ve kiliselerin olduğu meydana doğru yoluma devam ediyorum.

Tarsus'un Evleri

Tarsus'un her karışı, her yönü ayrı bir fotoğraf karesi... Sabah bacaların teneke borularından tüten ilk dumanlar güneşin ışık oyunlarına eşlik ediyor. Derken sokakların arasından tiz bir zurna ve ona eşlik eden davul sesi duyuyorum. Acaba ses nereden geliyor? Bakalım neler oluyor? Ben o tarafa gidiyorum...

Tarsus Evleri

Adana, Mersin treninden indiğimde beni güneşli ve ılık bir Akdeniz sabahı karşılıyor. Güneş henüz Tarsus'un dar ara sokaklarına girmemiş. Niyetim eski güzel Tarsus evlerinin bulunduğu şehir merkezindeki sokakları fotoğraflamak. Oradan şehir merkezindeki saat kulesi, tarihi bedesten ve camilerin olduğu meydana geçip, meydan kahvesinde de bir çay içmeyi düşünüyorum. Burada ne tarafa bakarsanız ayrı bir fotoğraf karesi görüyorsunuz... Ben ara sokaklarda dolaşıp fotoğraf çekerken, güneşin ilk ışıkları dar sokaklarda binbir türlü renk ve ışık oyunları yaratıyor. Tam o sırada açık bir kapı dikkatimi çekiyor...